blog - Karbon Ayak İzi ve İşletmelerin Geleceği
Karbon Ayak İzi ve İşletmelerin Geleceği


Küresel İklim Değişikliği

"Dünyamızın en büyük sorunu nedir" gibi bir sorunun cevabı, kuşkusuz "Küresel İklim Değişikliği" olacaktır. Kızıl ötesi ışınları emen bir yapıya sahip olup güneş ışınlarının atmosfere geri yansımasını engelleyen sera gazları, yeryüzü üzerinde belli sıcaklık seviyelerinin korunması ve yaşamın sürmesi için elzemdir. Ancak, sanayileşme ile başlayarak, sera gazlarındaki artışlar, ormansızlaşma gibi başka etkenlerin yanı sıra, sıcaklık seviyelerinde düzenli artışlara yol açmıştır. Bu konuda belli aralıklarla araştırmalar yapan IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli)'nin sürekli vurguladığı gibi, sera gazı artışlarında en büyük etken: kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil bazlı yakıt kullanımı ile salınan Karbondioksit'e aittir.


Küresel İklim Değişikliğinin vahim etkileri çok hızlı gelişmekte. Alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi, hükümetlerin uyumu konusunda inişler çıkışlar yaşansa da, uluslararası anlaşmalar ve global olarak artan derecede bir mutabakat ve bilinçlenme, tüm toplumları ve kurumları yeni davranış ve çalışma biçimlerine zorlayacak gibi görünüyor.


Karbon Ayak İzi

Karbon Ayak İzi, bir şahıs, bir kurum, bir ürün veya hizmet, bir proses veya bir üretim ünitesinin direkt veya dolaylı olarak sebep olduğu toplam sera etkisi olan gazların emisyonu (salınımı) için kullanılan ifadedir. Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (Life Cycle Assessment), yani hammadde ve diğer girdilerden başlayarak, bunların işlenmesi, kullanılması, hatta atık aşamasını da kapsayan bir yaklaşımla hesaplanır.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde, 1999 tarihli Kyoto Protokolü'nde belirlendiği şekliyle: başta Karbondioksit (CO2) olmak üzere, Metan (CH4), Azot Oksit (N2O) gibi toplam 6 gaz dikkate alınır. Karbon ayak izi hesaplanırken, tüm bu gazların sera gazı etkileri, Karbondioksit'e indirgenir.

Dünyada bu konudaki standartları belirlemek için yapılmış önemli çalışmalardan bazıları:

  • ISO 14064: Bu konudaki temel kavramları, ölçüm standartlarını, sera gazı emisyonlarının azaltılması ilke ve şartları, raporlama güvenilirliği ve denetimi ile ilgili esasları belirler.
  • Sera Gazı Protokolü (Greenhouse Gas Protocol): Kurum/şirket düzeyinde, söz konusu gaz emisyonlarının ölçülmesi ve yönetilmesi konusunda çerçeve oluşturmaktadır.

Bugün kurumların kullandığı çeşitli ölçüm teknikleri ve siteleri mevcut. En büyük faktörlerden biri fosil bazlı enerji ve akaryakıt giderleri olan karbon ayak izi hesaplamalarında, kurumun kendi ürettiği, satın aldığı ve satış sonrasını içine alan tüm kapsamlardan sorumlu olma yönünde bir anlayış gitgide yaygınlaşmakta.


Sorumluluklar ve Yükümlülükler

Küresel İklim Değişikliği sonucunda oluşan anlayış ve mutabakatlar sonucunda, artık işletmeleri bugüne kadar olduğundan çok daha fazla çevreye karşı duyarlı olma zorunlulukları bekliyor. Artık sadece finansal sonuçlar değil, çevre ve insan sağlığı, şeffaflık, sosyal sorumluluklar gibi pek çok sürdürülebilirlik kriteri, yöneticilerin görevlerinin bir parçası ve değerlendirilmelerinde etken olacak.

Örneğin karbon ayak izi muhasebesinin, yakın bir gelecekte kurumların mevcut raporlamalarının bir parçası olmasını bekleyebiliriz. Ölçümü ve denetimi yapılacak bu değerler bir karbon vergisinde kullanılacak olsa da, hedef rakamlarının tutturulması yönünde aksiyonlar alınıyor olması firmaların değerlendirilmesinde çok önemli olacaktır.

Bu konuda gerek örnek alma, gerekse kurumlarımızı etkileme anlamında önemli bir referans, Avrupa Topluluğu bünyesinde oluşturulmuş olan Yeşil Mutabakat (Green Deal) anlaşması olup, köklü tedbir ve yaptırımlar yoluyla Avrupa Kıtasında 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarının sıfırlandığı bir durumu hedeflemektedir. Tabii doğru hesaplanmış karbon ayak izi raporlaması ve "Sınırda Karbon Vergisi" gibi uygulamalar ve sınırlamalar yoluyla bu ülkelere ihracat yapacak olan firmalar da aynı şartlara uymaya zorlanmış olacak.

Tüm bu önemli global gelişmeler sonucunda artık net bir şekilde biliyoruz ki, firmaların toplam faaliyetlerinin ve tek tek ürünlerinin karbon ayak izlerini yönetme gereği çok yakın ve firmaların bu konuda dijital araçlara ihtiyacı var.


Workcube, işletmelerin yeşil ekonomiye uyumlu olması için çalışıyor. Kapsamlı, bütünleşik iş platformu ile işletmelerin dijital kaslarını güçlendirerek rekabet güçlerini yükseltiyor. Artık her işletme sıfır atık ve sıfır karbon için çalışmak zorunda. Bu ise karbon ayak izlerini takip etmeyi, hesaplamayı, ölçmeyi ve raporlamayı gerektiriyor. Workcube yeşil ekonomiye uyumluluk için güçlü yeni araçlar ve eklentiler üreterek işletmeleri yalnız bırakmıyor. Öncü olmaya devam ediyor...

Workcube'un, firmaları dijitalleştirme ile her alanda sağladığı operasyonel verimlilik artışı dışında, dijital dönüşümün başlı başına firmanın karbon izi değerlerini düşüren etkilerini de burada ayrıca ve kısaca anmak önemli. Sadece kırtasiye, ulaşım, personel, ofis yatırımı tasarrufları değil, operasyonel verimlilik artışlarının da çevresel anlamda ölçülebilir pozitif etkileri büyük.

Artık firmalar için yeni çalışma biçimlerine geçmek ve bu yolda ilerlemek, rekabetçi avantaj sağlamak için en üst derecede bir önceliğe sahip..

Yazan: Şükrü Morçay



Workcube Ürün ve Çözümlerini Yakından Tanımak için Tıklayın    
Workcube’ü incelemek için DEMO’yu ziyaret Edin


23 Nisan 2021

Satın almak istiyorum!

Not bırakın, sizi arayalım.

Uzman birine ihtiyacım var!

Size en yakın, en uygun iş ortağını bulun.

Öğrenmek istiyorum!

Workcube eğitim ve yardım merkezini ziyaret edin.

Yardıma ihtiyacım var!

Destek çağrısı yap.