blog - Başka Bir Dünya Mümkün!
Başka Bir Dünya Mümkün!


“Her şey bir toz bulutuyla başladı.”

Ana konusu Bilgi Teknolojileri ve İş yazılımlarının kurumlara “çektirdikleri” olan bir yazı için çok geriye gitmiş bir açılış olabilir, ama toz bulutuyla başlayan süreç iş yazılımları ve altyapı teknolojileri adına anlaşılırlık açısından toz duman seviyesinin ötesine geçebilmiş değil. Cirosu milyar dolar seviyesinde olan kurumlardan tutun ortalama büyüklükte olanlara ve hatta seviyeyi yeni kurulmuş şirketlere kadar indirdiğimizde de değişen bir şey yok.

Bulut Teknolojisi, Hybrid yapılar, Artificial Intelligence, Hyperconverged… 10 sene önce olmayan, 5 sene önce yeni olan bugün eskimiş ve hatta unutulmuş olabiliyor. Konunun sıkıcılığını ne kadar dağıtmak istersem isteyeyim temel olarak bilgi teknolojisi sistemlerinin karmaşıklığı ve iş yazılımı dünyasının klişeleri nedeniyle ezbere dayalı seçimler, en azından vazgeçme maliyeti açısından geri dönüşü çok zor kararlar alınmasına neden oluyor.

Doğrudan ve gerçek giriş...

Orta büyüklükte bu yapıyı yönetebilmek için çok bilinen bir iş yazılımı tercih edildiğinde, Uygulamanın kendisine gel(e)meden üzerine kurulacak olan sunucunun donanım kaynakları ve maliyetleri çıkarıldığında “yok artık daha neler!” diyerek en azından sorgulamak yerine, tıpkı X markalı akıllı telefon fanatiklerinin bu telefonların fayda/maliyetini sorgulamayan ve o markayı kullanmayanların anlamlandıramadığı (açıkçası komik bulduğu) benzer seviyede açıklamaları ve aynı sorgusuz kabullenişi görüyoruz…

16 GB RAM, 4 Core CPU ve yeterli miktar HDD ve 0 (yazı ile sıfır) lisans maliyeti ile 500 kişiye hizmet veren “Fit” uygulamaların olduğu bir dünyada, Çok bilinen İş yazılımlarının yapabildiklerini görüp korkunç sayılabilecek taleplerine ve kaynak OBEZliklerine mantıklı açıklamalar getirmek çoğu zaman mümkün olmuyor.

Diğer tarafta ise Fiziksel sunucuların sektöre hâkim olduğu, her işletmenin sahip olduğu (kimi zaman bir split klimanın altında ya da  çay ocaklarının yanında duran), çok daha büyük yapılarda ise odaları dolduran ve her uygulama için ayrı ayrı satın alınan U formundaki sunucuların hizmet verdiği tam konvansiyonel olarak tanımladığımız çağda, “nasıl olsa bir kere alıyoruz ve en az 5 sene kullanırız” düşüncesiyle “kullanılmayacak” performansa para vermek uzun yıllar çok problem edilmedi. Üzerinde bile durulmadı. Ama herkesin “Bulut” dediği ve en temel seviyede sunucu kiralama olarak hayatımıza giren kavram avantaj ve dezavantajlarından ziyade “Sunucular buluta çıkacak ve biz işsiz kalacağız” şeklinde karşılanmış ve en büyük direnç yine doğrudan sektörün kendisinden gelmişti.

Oysa Çarşamba’nın gelişi Sanallaştırma teknolojisinden belliydi ve benzer direnç “Bizim uygulama sanal sunucuda çalışmaz, fiziksel sunucu alın” ile karşımıza çıkıyordu, Kendi meslektaşlarımız ile farklı çağları yaşıyorduk. Docker’ın geleceği ise LXC’den belliydi şimdi benzer bir direnç uygulama sanallaştırmada yaşanıyor.

Peki biz bunları yaşarken dünya ne yapıyor? Dünyanın en büyük 500 şirketi yüzde 90 oranında bulut teknolojileri kullanırken ülkemizde bu oran iyimser bir tahminle yüzde 55 civarında.

Aslında bu iki durumu temel insan davranışları ile açıklamak mümkün ama bu yazının konusu değil. Milyar dolarlık bir şirketin veya bir KOBİ’nin karar verici konumunda ki insanlarının kendilerini suyun akışına bırakmaları ve bunun sonuçları ise konumuz dahilinde.

Örneklendirecek olursak;

Yapılan araştırmalar şirketlerde kullanılan yerleşik bilgi işlem kapasitesinin %80 oranında “boş” durduğunu gösteriyor ve daha ilgi çekici yanı bu oranda boş duran sistemi yaşatma maliyetinin her geçen gün artması.

Bulut teknolojileri kavramını duyunca bile irkilen, yerleşik kurumsal altyapıya koşulsuz iman eden Konvansiyonel bilgi işlemci arkadaşlara korkmayın demiyorum. Aksine korkmaları gerekli. Çünkü çok kısa süreler içerisinde (orta ve alt seviyede) satın almak isteseniz bile fiziksel olarak satın alacak sunucu bulamayacağınız, bulsanız bile yüksek maliyetlere sahip olacağınız bir dünyanın şekillendiğini görüp buna direnmek korkulacak bir durum.

Çok katı Bulut Kullanmama politikaları olan kurumlarda yaptığımız incelemelerde kurumların “farkında olmadan” bulut hizmetlerinden faydalanmaları ise daha ilgi çekici bir kavramı hayatımıza soktu “Gölge BT” başlı başına bir makale konusu.

Diğer tarafta ise sayıları daha fazla olan, Kullanım sözleşmesinde yazan ve çalıştığı kurumun çıkarlarına ters düşen maddeleri okumadan ya da umursamadan “Accept” diyerek her türlü veriyi kıtalar arası sunuculara sonsuz bir güvenle gönderen, Ölçümlemesi yapıldığında yılda 4 saat kullanılan uygulamaların/Modüllerin lisanslarına on binlerce dolar harcatan “Marka” bilgi işlemcisi arkadaşlarınsa “durun bir dakika bizim buna gerçekten ihtiyacımız var mı?” diyen birileri ortaya çıkana kadar korkması gerekmiyor.

Peki buraya kadar sektöre bir adım geri çekilerek ve objektif olarak bakabilen herkesin gördüğü şeyleri yazan bu yazının sahibinin çözüm önerisi nedir?

  • - Verilerinizi buluta taşıyın ve Çok daha uygun maliyetlere ve daha güvenli bir ortamda saklayın.
  • - Lisans satın almak yerine kiralayın.
  • - Güvenlik endişelerinden kurtulmak için Kendi Bulut sisteminizi oluşturun ya da aldığınız hizmet karşılığında sadece para verdiğinizden emin olun…

Bunlar gibi sektör klişesi haline gelmiş tavsiyeler sıralanabilir. Ama asıl çözüm;

Her Kademede Şeffaflık ve Anlaşılırlık Talep Etmek

Gerçekten ne satın aldığınızı ve daha önemlisi ne satın almanız gerektiğini bilmediğiniz sürece bu toz bulutu dağılmayacak.

Kaçımız satın aldığımız X Markalı İşletim sisteminin sonunda yazan o uzun Lisans kodlarının ne anlama geldiğini biliyor? Satın aldığımız iş yazılımı neden bu kadar donanıma ihtiyaç duyuyor? Aynı işi daha az kaynak ile yapanlar nasıl yapıyor? Fark ne? 4 Core, 16 GB RAM, 100 GB HDD ve tüm lisansların dahil olduğu bir paket aylık 150 Dolar'a kiralanırken ve işinizi görüyorken neden lisanslarla maliyeti 4.000 Dolar'a çıkan fiziksel bir sunucu almanız isteniyor?

Ve neden birileri bunda ısrarcı oluyor?

Verileri yurtdışına çıkarma yasağı varken Çalışanların ve Müşterilerin T.C. Kimlik numaralarından tutun ev adreslerine kadar tüm verilerinin tutulduğu sistemler neden farklı bir kıta üzerinde ve kullanım sözleşmesi sıkıntılı sunucular üzerinde duruyor? Maliyetleri yüksek getirisi muallak olan Bu uygulamaya, Bu Sunucuya, Bu Teknolojiye gerçekten ihtiyacımız var mı?

Doğru yanıtlar almak için doğru soruları sormaya başlamamız gerekiyor.

 “Fatura Kesip ne kadar borcum/alacağım olduğunu ve stokumdaki malları görmek için 50bin dolarlık altyapı yatırımı yaptık” diyen bir şirket sahibine söylediğim gibi;
 

“Başka bir dünya mümkün”

Ferhat Karakuş - Partner @Workcube

Force Bilgi Teknoloji Hizmetleri 


 


28 Şubat 2019

Satın almak istiyorum!

Not bırakın, sizi arayalım.

Uzman birine ihtiyacım var!

Size en yakın, en uygun iş ortağını bulun.

Öğrenmek istiyorum!

Workcube eğitim ve yardım merkezini ziyaret edin.

Yardıma ihtiyacım var!

Destek çağrısı yap.